YURDAKUL’DAN 19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜ MESAJI: “MİLLÎ VEFA, KAHRAMANLARIMIZA SAHİP ÇIKMAKTIR”

YURDAKUL’DAN 19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜ MESAJI: “MİLLÎ VEFA, KAHRAMANLARIMIZA SAHİP ÇIKMAKTIR”
REKLAM ALANI
Yayınlama: 18.09.2026
3
A+
A-

19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI
19 Eylül 2026 MİLLİYETCİ HAREKET PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI
AHMET SELİM YURDAKUL

Aziz Milletimiz, Kıymetli Basın Mensupları,
Şehitlik ve Gazilik, milletimiz için şereflerin en yücesidir. Uğruna büyük bedeller ödenerek kazanılan bu vatan, bizlere Şehit ve Gazilerimizin en kutsal emanetidir.
Bu nedenle 19 Eylül; yalnızca takvimde yer alan bir anma günü değildir. 19 Eylül, Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Mareşal rütbesi ile Gazi unvanının verildiği tarih olmasının yanında, milletimizin fedakârlığa duyduğu vefanın da simgesidir. Bu anlamlı gün; Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Sakarya’dan Büyük Taarruz’a, Kore’den Kıbrıs’a, terörle mücadeleden 15 Temmuz’a kadar vatan için bedel ödeyen bütün kahramanlarımızın ortak şeref günüdür.
Gazi; milletin istiklali için kendi istikbalinden vazgeçen, gerektiğinde bedenini vatana siper eden, taşıdığı onurla gelecek nesillere cesaret ve sadakat dersi veren kahramandır. Gazilik, yalnızca bir savaş hatırası değil; ömür boyu taşınan büyük bir şeref, aynı zamanda milletimize emanet edilmiş canlı bir tarih vesikasıdır.
Bugün huzur içinde nefes alabiliyorsak, ay yıldızlı al bayrağımız göklerde özgürce dalgalanıyorsa, çocuklarımız geleceğe güvenle bakabiliyorsa; bunda Şehitlerimizin canı, Gazilerimizin kanı, ailelerinin sabrı ve duası vardır. Bu hakikat ne unutulabilir ne de herhangi bir günlük siyasi hesabın gölgesinde bırakılabilir.
Milliyetçi Hareket Partisi için Şehitlik ve Gazilik, sözle geçiştirilecek birer kavram değildir. Onlar, millî varlığımızın en sağlam dayanağı; devletimizin bekası ve milletimizin birliği uğruna ödenen bedelin adıdır. Şehit ailelerimizin ve Gazilerimizin hassasiyetleri, attığımız her adımda başvurduğumuz ilk vicdan ölçüsüdür. Çünkü biz biliriz ki bir millet, kendisi için bedel ödeyen evlatlarına gösterdiği vefa kadar güçlü ve itibarlıdır.
Bu sebeple Gazilerimize yönelik sorumluluğumuz, yalnızca belirli günlerde hatırlamakla sınırlı değildir. Onların sağlık hizmetlerine erişiminden sosyal ve ekonomik haklarına, istihdamından rehabilitasyonuna kadar her konuda insan onuruna yaraşır imkânlara kavuşması, devletin olduğu kadar toplumun da müşterek görevidir. Hiçbir Gazimiz kendisini yalnız, hiçbir Şehit yakını kendisini sahipsiz hissetmemelidir. Devletimizin şefkat eli onların omzunda; milletimizin vefası her daim yanlarındadır.
Aziz Milletimiz,
Türkiye, yaklaşık yarım asır boyunca bölücü terörün ağır bedellerini ödemiştir. Nice ocaklara ateş düşmüş, nice çocuk babasız, nice anne evlatsız kalmış; binlerce kahramanımız yaralanmış, gazilik onuruna erişmiştir. Şehirlerimizin, köylerimizin ve sınır boylarımızın güvenliği; yalnızca masa başında alınan kararlarla değil, en zor şartlarda görev yapan kahramanlarımızın cesaretiyle korunmuştur.
Bugün kararlılıkla dile getirdiğimiz Terörsüz Türkiye hedefi, işte bu büyük mücadelenin üzerinde yükselmektedir. Terörsüz Türkiye bir unutuş, bir vazgeçiş veya geçmişi yok sayma durumu değildir. Tam tersine; Şehitlerimizin uğruna can verdiği, Gazilerimizin uğruna uzvunu ve sağlığını feda ettiği huzurlu, güçlü ve bölünmez Türkiye idealini kalıcı sonuca ulaştırma iradesidir.
Terör örgütünün silah bırakma ve kendisini feshetme mecburiyetine sürüklenmesi, tesadüflerin yahut terörün iyi niyetinin sonucu değildir. Bu nokta; Türk milletinin sarsılmaz iradesi, devletimizin kesintisiz mücadelesi, güvenlik güçlerimizin üstün fedakârlığı ve en başta Şehitlerimiz ile Gazilerimizin ödediği eşsiz bedel sayesinde mümkün olmuştur. Bugün terörün karşısında devlet iradesi üstün gelmişse bunun şerefi, vatan uğruna toprağa düşenlere ve mücadeleden onurla dönenlere aittir.
Bizim hedefimiz açıktır: Silahın tamamen devreden çıktığı, terör örgütünün bütün uzantılarıyla tasfiye edildiği, hukuk ve demokrasinin egemen olduğu, kardeşliğimizin hiçbir dış müdahaleyle bozulamadığı bir Türkiye. Bu hedefin içinde taviz yoktur; teslimiyet yoktur; millî hafızayı silmek yoktur. Bu hedefte huzur vardır, adalet vardır, devlet ciddiyeti ve millet iradesi vardır.
Bu tarihî hedefe ulaşmak, Gazilerimizin mücadelesini zafere taşımaktır. Şehitlerimizin hatırasına gerçek bağlılık, terörün ebediyen yaşamasına razı olmak değil; onu bir daha geri dönemeyecek şekilde sona erdirmektir. Gazilerimize gerçek minnet ise yalnızca teşekkür etmek değil; uğruna bedel ödedikleri vatanı daha güvenli, daha müreffeh ve daha güçlü kılmaktır.
Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu Terörsüz Türkiye iradesi de bu tarihî sorumluluğun bir tezahürüdür. Bu irade, milletimizin arasına örülmek istenen duvarları yıkmayı; terörü besleyen bütün kanalları kapatmayı; devletimizin egemenliğini ve toplumsal dayanışmamızı tahkim etmeyi amaçlamaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi, dün olduğu gibi bugün de devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünden, üniter yapısından, millî kimliğimizden, Türkçemizden ve al bayrağımızdan asla taviz vermeyecektir.
Kahraman Gazilerimiz,
Sizler bu milletin başı dik, alnı açık yaşayan şeref abidelerisiniz. Taşıdığınız madalyalar yalnızca göğsünüzde değil, seksen altı milyon vatandaşımızın vicdanında parlamaktadır. Sizlerin cesareti, gençlerimize yön; fedakârlığı, devletimize kuvvet; duası, milletimize manevi siper olmaktadır.
Her birinize minnettarız. Ancak minnetimizi yalnızca sözlerle değil, hayatınızı kolaylaştıran hizmetlerle; haklarınızı güçlendiren düzenlemelerle; toplumun her alanında size yaraşır hürmet ve öncelikle göstermeliyiz. Gazilerimizin taleplerini duymak, sorunlarını gecikmeden çözmek ve ailelerinin yanında olmak, millî vefa borcumuzdur.
Şehitlerimizin emanetleri de bizim emanetimizdir. Onların aziz hatırasını siyasi tartışmaların konusu hâline getirmek isteyenlere karşı en güçlü cevabımız; birlik içinde, hukuk içinde ve devletimizin kudretiyle terörü bütünüyle ortadan kaldırmaktır. Çünkü bu topraklarda kardeşlik hüküm sürdükçe Şehitlerimizin ruhu şad, Gazilerimizin mücadelesi muzaffer olacaktır.
Bugün bizlere düşen; kahramanlarımızın destanını yalnızca geçmişin hatırası olarak anlatmak değil, onların değerlerini geleceğin karakteri hâline getirmektir. Gençlerimize vatan sevgisini, sorumluluğu, fedakârlığı ve millî dayanışmayı öğretmek zorundayız. Birlik ruhunu güçlü tuttuğumuz müddetçe ne terör örgütleri ne de onların arkasındaki karanlık hesaplar Türkiye’nin yürüyüşünü durdurabilecektir.
Aynı şekilde Şehitlerimizin ve Gazilerimizin aileleri de gösterdikleri sabır ve metanetle bu büyük fedakârlığın ayrılmaz parçasıdır. Tedavi süreçlerinde, günlük hayatın güçlüklerinde ve yıllar boyunca taşınan görünür veya görünmez yaralarda ailelerin üstlendiği yük bilinmeli; sosyal politikalar bu gerçeği dikkate almalıdır. Gazimize sahip çıkarken eşini, evladını, annesini ve babasını ihmal etmeyen bütüncül bir yaklaşım, millî vefanın gereğidir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak dün olduğu gibi bugün de Gazilerimizin yanında durmayı, Şehit ailelerimizin hukukunu korumayı ve onların sesini her zeminde duyurmayı millî bir görev sayıyoruz. Bu meselede sözümüz nettir: Kahramanlarımızın itibarı her türlü siyasi mülahazanın üzerindedir. Onlara yönelik her hizmet bir lütuf değil, milletimizin ödenmesi mümkün olmayan borcuna karşı gösterilen samimi bir vefa gayretidir.
Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete irtihal eden bütün Gazilerimizi ve aziz Şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla anıyorum. Hayatta olan kahraman gazilerimize sağlıklı, huzurlu ve uzun ömürler diliyor; kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. 19 Eylül Gaziler Günü’nü yürekten kutluyorum.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.